Soru: Hazreti Lût’tan sonra peygamberlerin, güçlü aileler
arasından gönderilmesi esprisine bağlı olarak, bütün sermayeleri ihlâs ve
samimiyetten ibaret bulunan günümüzün hicret kahramanları için, hizmetin şahs-ı
mânevîsi bir rükn-ü şedid sayılır mı? İzah eder misiniz?
İnsanlığın İftihar Tablosu (Aleyhissalâtü Vesselâm) Mekke’de
çok güçlü olan Beni Haşim’dendi. Dedesi, Abdülmuttalib, Mekke’de müşarun bi’l-benan
yani parmakla gösterilen bir insandı. Dolayısıyla müşrikler Efendimiz’e (Aleyhi Elfü Elfi
Salâtin ve Selâm) saldırmaktan korkuyorlardı. İşte Allah (Celle Celâluhu)
sebepler âlemi içinde icraat-ı sübhaniyesine esbabı bu şekilde perde kılıyor ve
böylece Habib-i Edib’ini himaye ve sıyanet buyuruyordu.
Bu açıdan bakıldığında her yıl ülkemizde tertip edilen dil
olimpiyatları da dünyanın dört bir yanında hizmet eden hizmet erleri için bir
rükn-ü şedid sayılabilir.
İşte içlerinde idarecilerin de bulunduğu bütün bir milletin
bu işin arkasında durup ona alkış tutması dünyanın değişik yerlerinde hizmet
veren arkadaşların kuvve-i mâneviyesini takviye edecek ve onlar için bir moral
ve güç kaynağı olacaktır.
Hiç şüphesiz bir mü’min için en büyük dayanak Cenâb-ı Hakk’ın
havl ve kuvveti, kudret ve inayeti, riayet ve kilâetidir. Fakat unutulmaması
gerekir ki, esbap dairesi içinde bulunuyoruz ve sebeplere riayetle mükellefiz.
Dolayısıyla esbabı görmezlikten gelemeyiz.
YENİLENME CEHDİ / KIRIK TESTİ 12 / M.Fethullah GÜLEN